KARANKILIK KOYUVLANIP KELEDİ KARANLIK KOYULANIYOR
Karankılık koyuvlanıp keledi / Karanlık gittikçe koyulanıyor
Meş işinde şok akırın sönedi. / Ocakta kor ağır ağır sönüyor.
Kızık körüp canımdagı cas bala / İlginç bulup yanımdaki genç çocuk
Söngen şoktu ürdeydi küledi. / Sönen koru üfleyerek gülüyor.
Şok üstünde kişkene uşkun uşsa da, / Kor üstünde kıvılcım uçsa da,
Bırazırak şok kızarıp tüsse de, / Biraz olsun köz kızarıp kalsa da,
Derev sönüp tezirek külge aynaladı. / Hemen sönüp hızla küle dönüyor.
Astındagı ıstık küldü kuşsa da, / Altındaki sıcak külü sarsa da,
Meş işinde şok akırın sönedi. / Ocakta kor ağır ağır sönüyor.
Söngen şoktunürdep bala küledi. / Sönen koru üfleyip çocuk gülüyor.
Oy bastı alde közüm taldı ma? / Düşünce bastı yoksa gözüm daldı mı
Mült mült edip közüm çaşı keledi. / Şıp şıp edip gözüme yaş geliyor.
Mağcan CUMABAYULI (1894 – 1938 )
DİPNOTLAR:
Şair, 1938 Katliamı’nda Ruslarca öldürülen aydınlardandır.
Karanlık: Sovyet yönetimi
Kor: Milli ruh
Genç Çocuk: Kazak gençliği
Kıvılcım: İsyan
Şiirle ilgili Kazakistan-Türkiye Dostluk Derneği Genel Başkanı Feyzullah Budak'ın yazısı.
Şiirde kullanılan bazı semboller ya da sembol ifadelerle ilk bakışta görünenden farklı şeyler anlatmak, 1920’li ve 1930’lu yılların Türkistan şairleri için bir mecburiyetti. Çünkü; o dönemde milli kimlik ve milli kültürle ilgili konularda yazan veya topluma özgürlük ümidi verecek sözler söyleyen şairler Sovyet rejiminin takibine uğruyor, ömürleri zındanlarda geçiyor ve birçoğu uydurma kararlarla kuşuna diziliyordu.
Halbuki onların topluma önderlik etmeleri ve bağımsızlık inancını canlı tutarak yeni nesillere aktarmaları gerekiyordu. İşte bu mecburiyet, Türkistan aydınlarının bazı semboller kullanarak, aslında görünmekte olandan çok farklı şeyler anlatma yeteneğini zirveye çıkarmıştır.
Şimdi bunun çok çarpıcı bir örneğini birlikte görelim. Ama şiirin lezzetine varmak için önce onu yazıldığı gibi (yani Kazak Türkçesinde) okuyalım. Sonra konuyu anlamak için Türkiye Türkçesine aktarılmış haline bakalım.
KARANĞILIK KOYUVLANIP KELEDİ
Karanğılık koyuvlanıp keledi
Peç içinde çok akırın sönedi
Kızık körip canımdaki cas bala
Söngen çoktı üredi de, küledi.
Çok üstinen kiçkene uçkın uçtı da
Bir azırak çok kızara tüsti de
Derev sönip, tezrek külge aynaldı
Astındağı ıstık küldi kuçtı da.
Peç içinde çok akırın sönedi
Söngen çoktı ürip bala küledi
Oy bastı ma? Elde közim taldı ma?
Mölt-mölt etip, közime cas keledi...
***
KARANLIKLAR KOYULANIP GELİYOR
Karanlıklar koyulanıp geliyor
Soba içinde kor yavaş yavaş sönüyor
İlginç görüp yanımdaki genç çocuk
Sönen koru üflüyor da gülüyor.
Kor üstünden küçük bir kıvılcım uçtu da
Bir azıcık kor kızarır gibi oldu da
Derhal sönüp, hemen küle dönüştü
Altındaki sıcak külü sardı da.
Soba içinde kor yavaş yavaş sönüyor
Sönen koru üfleyip çocuk gülüyor
Efkar mı bastı, yoksa gözüm mü daldı?
Damla damla akıp, gözüme yaş geliyor...
Bu şiir ilk bakışta, günün geceye dönmekte olduğu bir anda, bir Türkistan evinin ocak başında yaşanan sade bir olayın şiir diliyle anlatımı gibi görünüyor.
Ama bu şiirde konu edilen her sade olay, aslında o zaman için yazılması ve söylenmesi yasak olan başka bir gerçeği bazı sembollerle anlatmaktadır.
Çeşitli semboller kullanarak duygu, düşünce ve hayalleri ifade etmek “yasak olduğu halde asıl söylenmek isteneni topluma iletmek için böyle bir yol bulmak” Sovyet dönemi Türkistan şiirinin ortak özelliklerindendir.
Mesela bu şiirde;
KARANLIK : Sovyet yönetiminin Türk halkı, Türk kültürü ve milli değerleri üzerindeki ağır baskısını,
SOBADAKİ KOR : Türk’ün milli ruhunu ve milli özelliklerini,
GENÇ COCUK : Sovyet esareti altındaki Türk gençliğini,
KIVILCIM : Sovyet yönetimi altındaki Türk halkının baskıcı rejime karşı isyanını ifade ediyor.
Şimdi bu sembollerin anlamlarını bildikten sonra, Mağcan’ın bu şiirini yeniden okuyalım ve tam olarak neyi anlattığını daha iyi anlayalım...
kaynak:
http://www.aygazete.com/?21299
Karankılık Koyuvlanıp Keledi







